Açıklama

Sanat ve Siyaset!

Miss. Bates... Mrs. Adwinckle... Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal. Doç. Dr. Emre Kongar. Prof. Dr. Hasan Dener. Prof. Dr. Behlül Üsdiken. Prof. Dr. Şükrü Yarcan. Özen Dallı. Prof. Dr. Cem'i Demiroğlu. Prof. Dr. Yılmaz Altuğ. Dr. Ercüment Atabay. Prof. Dr. Faik Yaltırık. Afife Sayın. Ve nice rahlesinden geçtiğim büyüklerim...

Geçenlerde Kenan Evren'in tabloları ile ilgili haberler okuduğumda uzaklara daldım gittim. Kenan Evren'in İstanbul Üniversitesi'ndeki Fahri Doktora törenine... Yıl 1982. Rektör Cem'i Demiroğlu. YÖK kuruluyor. Hayli yoğun çalışıyoruz. Hatta "zata mahsus" modunda.  YÖK Başkanı ne ilginç ki çocukluk doktorum Prof. Dr. İhsan Doğramacı oldu. O dönemde sevgili hocam Emre Kongar YÖK geldiği ve üniversitenin özerkliği kalktığı gerekçesiyle istifa etti. Ne büyüklük. Zaten büyüklük böyledir. Kendinden, ilkelerinden taviz vermemek. Tabii imkanların da elveriyorsa. İşte o dönemde ben henüz Boğaziçi Üniversitesi'ni yeni bitirmiş ve babamın bana yakıştırdığı "Çalıkuşu" (Reşat Nuri'nin sevgili eşi Hadiye Hanım'ın teyzenin ruhu şad olsun) halimle rektör Cem'i Demiroğlu ile yoğun çalışma hayatımda ilkleri yaşıyordum. Bunlardan biri de o dönem önünde saygıyla eğilen Kenen Evren Paşa idi. Öyle bir tören oldu ki İstanbul Üniversitesi Merkez Bina'nın Mavi Salonu'nda gözlerimin video olmasını isterdim, seyredebilsin bizden sonraki nesil diye. Ne ünlü gazeteciler... Ne ünlü iş adamları... Bilim adamları... Askeri erkan... Protokol... Evren'in sevdiği ikramlarla kokteyl partileri... II. Abdülhamid'in yapmış olduğu ve Mavi Salon'un aynı katındaki kitaplığın dili olsa da her devri anlatabilseydi diye düşünürüm ki o eser bence görülmesi gereken nadide bir işçiliktir. Evet, günlerce askerî-basın protokolü ile gece-gündüz çalıştığımız Kenan Evren Fahri Doktora töreni başlamak üzereydi. Önde Kenan Evren, arkasında Prof. Dr. İhsan Doğramacı arkasında Prof. Dr. Cem'i Demiroğlu. Bazı hocaların Mavi Salon'da ayağa kalkmak ve alkışlamak istemediklerini görünce Doğramacı Hoca, elleriyle alkış ve ayağa kalk işareti verdi. Mecbur bazı bilim, sanat, basın erkanı da uydu tabii...

YÖK ile üniversiteler özerkliğini YÖK Başkanlığı şablonlarına teslim ettiler. Fakülteler dekanlarını, rektörlerini özgürce seçme kabiliyetlerini, özgünlüklerini kaybettiler.

Gün oldu devran döndü...

TÜSİAD yöneticileri, iş adamları genellikle Süleyman Demirel gibi merkez sağa oy verdiler... RC mezunu (RC/BÜ'den okuldaşım)  Bülent Ecevit iktidarda gerçek manada söz sahibi olamadı. Bunun çeşitli sebepleri vardı. Ve... Yine gün oldu devran döndü! Selanikli, Nişantaşı Sultanili Nazım Hikmet ve nicesi gibi yıllarca ülkesinden uzakta yaşamak zorunda kalanlardan biri olan Melike Demirağ ile "arkadaşım" şarkısını TÜSİAD el ele söylediler. Miss Bates, Mrs. Adwinkle, Miss. Reid gibi London Trinity House School, London Nautical, Kennington College'deki nice hocalarım "too late" derler. O "too" çok önemlidir İngiliz edebiyatında ve aksanında.

Okulum Boğaziçi Üniversitesi'ne YÖK ile Prof. Dr. Ergun Toğrul, İTÜ'den BÜ'ne rektör atandı. Tabii ki protesto edildi. Ergun Hoca da şimdi Boğaziçi'ne atanan Melih Bulu Hoca da rektörlüklerini 1980 İhtilali ve sonrasındaki YÖK'e, hocaların hocası İhsan Doğramacı'ya borçlulardır.

Tabloya geniş perspektiften baktığımızda ilginç detaylar gözümüze çarpar. Hep "İmam Hatip" - "RC/GSL/KEL" bağlamında konuşulur ancak İmam Hatipleri, İmam Hatipliler kurmamıştır. İmam Hatip konusu çok eskilere dayanır. Mason üstadı azamı Erdur Bekiroğlu eniştemizin babası Nurettin Bekiroğlu GSL'nin müdür yardımcısı ve sanat atölyesini kuran (o atölyeden nice önemli sanatkarımızın yetişmiş, kendisinden sonra ne yazık ki atölye kapatılmış, günümüze kadar ulaşmamıştır) ve Atatürk'ten (büstünü birebir yapabildiği için) takdir mektubu olan (RE Books Arts Yayınevi Özel Arşivi'nde) bir eğitmendir. Nurettin Hoca'ya İmam Hatip kurulması, eğitmenliği görevi de devlet tarafından verilmiştir. Dolayısıyla kendisi sadece GSL'de (Cumhuriyet'in ilk kurulduğu dönem) değil İmam Hatip'te de öğrenci yetiştirmiştir.

Resim çalışmaları yapan, "ressam askerler" bağlamında Kenan Evren'in, bir zamanlar yüksek değerdeki tabloları şimdi "0" değerde basın haberi...

"Gün oldu devran döndü!"

Nazım Hikmet de bir zamanlar mapushanede Ziya Öniş ile dertleşmiş ve Ziya Öniş'in bir tablosunu yapmış! O eser özel koleksiyon olarak Mardin Ailesi'nde, anılarıyla.

Kim derdi ki Boğaziçi'nde okurken, bir gün Nazım Hikmet'in Boğaziçi Üniversitesi'nde Kültür ve Sanat Merkezi kurulacak.

"Evren'in tabloları 0 değerde" basın yazıları işte bana neler anımsattı... Dile getirebildiğim...

Doç. Dr. Emre Kongar hocamın önünde saygı ile eğiliyorum.

Rengigül Ural, 10 Şubat 2021 - Suadiye- Dragos Kitaplık Çalışmaları